Hayatta kendi acılarını yaşayıp,başkaların kini umursamamak "bencillik"olarak adlandırılıyorsa kendi acılarını unutup,başkalarının acılarını hafifletmeye çalışmak nasıl adlandırılıyor?fedakarlık mı?salaklık mı?saflık mı ?...vs
bence hiçbiri.
Bende herkes gibi acılar çektim aşk,dost kazığı,aile...vs daha nicesi vardır...fakat bunların hiç birinde herkes gibi ağlamadım,odama kapanıp depresyona girmedin veya kendimi yemeğe verip kilo almadım....çünkü ben acı çekerken hayatımın bir sorunu olarak görmedim...acıyı gelecek için yaşanması gereken bir deneyim olarak gördüm.Bir ceza olarak değil,sınav olarak gördüm.Geleceğimde hata yapmamam için verilmiş bir fırsat olarak gördüğüm için ağlamadan sızlamadan onlarla savaştım.Acılarımı yalnız kaldığım gecelere pay edip,bir başıma savaştım ve bundan hiçbir zaman da yakınmadım.geceler benim dostum,ben de gündüzlerin dostu oldum...
Gündüzün karanlığına hapsolmuş insanları o karanlıktan çıkarmak için uğraşırken kendi karanlığımı unuturum..çünkü onların birine ihtiyacı vardır...anlatmak istedikleri şeyler,duymak istedikleri gerçekler vardır bu anlatılanları duymak..hataların düzeltilmesine yardımcı olmak benim kendimden,bir nebze de olsa acılarımdan uzaklaşmamı sağlar...başkalarının acılarını gördükçe kendi acılarımın hafifliği altında ezilirim...kendi kendime benimki acıysa bu ne?derim veya benim acılarım ağır basarsa işte o zaman da "şükürler olsun ki acılarımla tek başıma savaşabiliyorum "diyerek hayatı cümlelerle basitleştirir acılarıma düşman olmaktansa onları kabullenirim.
Geceler ise bir başka olur benim için...artık benim sınavım başlamış,aldığım derslerle bir gecenin daha acısını silip...karanlığa bir yıldız da kendim için koymuşumdur...neden mi?
çünkü
içimdeki karanlık esnasında,savaşmaya gücüm kalmadığı anda,geçmişimdeki sevinç,mutluluk ve iyi anıların bana güç vereceğine inanırım.bu yüzden her acımı söndürdüğüm de içimde bir yıldız yakarım....
22 Kasım 2015 Pazar
2 Kasım 2015 Pazartesi
EYVALLAH
her sabah büyük bir mutlulukla kalkıyorum yatağımdan sanki sen oradaymış gibi hemen gelmek istiyorum sana fakat olmuyor...kalbime tarif edemediğim bir ağrı saplanıyor işte ben o zaman bitiyorum.Böyle sanki dünyam başıma yıkılmış gibi değil de sanki zehirli bir yılanın zehirini yavaş yavaş vücudumda hissediyormuş gibi bir ağrı kaplıyor bedenimi.Nefes alış-verişim yavaşlıyor sanırsın boğuluyorum...bu kargaşa esnasında hafızama gidişin geliyor.Ben senin gidişinle ölümle burun buruna gelişimi hatırlıyorum...işte o zaman neden her gün ölürmüş gibi olup ölemediğimi anlıyorum..."biz"olamayışımızın ardındaki gerçeği merak ediyorum dahası ben aklımdakilere cevap bulamadığımdan ölemiyorum.ah ah zaten onlara bir cevap bulsam bak içimde seni nasıl öldürüyorum ama yok kahrolası hayat bana öyle bir oyun oynadı ki gözlerimin önünde duran"sen"i benden aldı.sana her gün biraz daha yaklaştığımı hissederken aramıza öyle mesafeler koydu ki;istesem de yaklaşamayacağım,yaklaşsam da sarılamayacağım mesafelerde durmak zorunda kaldık.
ben ise sustum.Seni görmesem de sevdim..sesini duymasam da "seni seviyorum"dedim..hissettin mi?çok merak ediyorum.bir kere bile olsa benim sana olan ilgimi,sevgimi hissettin mi?bir kere de olsa gözlerimdeki "sen"i fark ettin mi...ben ettim..bana olan ilgisizliğini,sevgisizliğini,gözlerindeki "ben"sizliği her zerreme kadar hissettim..kendime olan değerimi ben sende kaybettim..her kırıldığımda kendimi tek başıma avutmaktan tükendim...ben aslında kendimi avutmak zorunda kaldığım gün sana değil aşk'a ihanet ettim.
çünkü aşk bunu kaldıramaz..kuralları vardır kendince..kuralları bozarsan ne aşk kalır ne sevgi hepsi bir ince hayal bulutu gibi gelir geçer.Aşk ihanetler evi değil esaretler evidir..aşkta özgürlük eşitlik aranmaz.insan sevdiği kadar aşk'ı büyütür,büyüttüğü kadar mutluluğa erişir.Aşk ın ölçüsü yoktur...insan ne kadar esaretin atmosferine kapılırsa o kadar aşık olur..
şimdi soruyorlar bana "bir daha görsen ne yaparsın?"
ne yapabilirim ki..sen yokken içimde biriktirdiğim o kocaman sevgimi..bir kelimelik "eyvallah"a sığdırıp arkamı döner giderim...çünkü bu oyunu bozan "sen" esaret yerine özgürlüğü seçen ruhuna benim yaptığım aşk katlanmaz..ağır gelir..bir bakıma bana göre sen özgürlükler ülkesiyken ben esaretler ülkesi olmaya devam edeceğim..sırf bu yüzden seni bir "eyvallah"ile kalbimde öldüreceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)